-- Makaleler

DR İBRAHİM ETHEM’İN ULUDAĞ HAKKINDAKİ HAYALLERi (1936)

Temo lakabıyla anılan Dr İbrahim Ethem (1865-1939), Abdülhamit devrinde Kuleli Askeri Tıbbiye İdadisi’nde, İstibdat yönetimine karşı ilk örgütlü muhalefeti başlatan ve 1 Mayıs 1889’da, arkadaşları İshak Sukuti, Mehmet Reşit ve Abdullah Cevdet ile birlikte İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin çekirdeğini oluşturan İttihad-ı Osmani Cemiyeti‘nin kurucularındandır. Öğrencilik yıllarında ve ilk subaylık devresinde dört kez jurnallerle gözaltına alınmış ve her seferinde kurtulmayı başarmıştır. Bundan sonra bir kez daha tutuklanacak olursa çok ağır cezaya çarptırılacağını düşünerek Romanya’ya kaçar. Orada Dobruca Türkleri arasında yaşar ve bir hastaneyi yönetir.  Meşrutiyet ilan edilince  İstanbul’a döner. Zamanında İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin 1 numaralı üyesi olduğu halde Selanikli İttihatçılarla arası açılır ve bir dönem mücadele ettikten sonra Ocak 1911’de yeniden Romanya’ya gider. Orada senatör bile seçilir. 1936’da Balkan Tıp Birliği Kongresi’ne katılmak için İstanbul’a gelir. Kongreden sonra Bursa’ya gider ve bir müddet kaplıca tedavisi olur. Bir gün otomobille Uludağ’a çıkar. Bundan sonrasını kendisinden dinleyelim(*):

“Ah dedim, ne olurdu, zigzag şoseler yerine  Cenevre’nin Salevin’de olduğu gibi Uludağ’a bir asansör konsa da benim gibi yaşlıların bacaklarının imdadına yetişilse, Yetmiş dört sene teneffüs ede ede çilingir körüğü gibi şişen hava borularım rahat etse! Çünkü yakın istikbalde artık bu yüksek yer dağcıların, sporcu pehlivanların imtihan salonu hizmetiyle kalmayacak, Türk gençlerinin parlak dimağlarına cila verecek kafa sporu müsabakalarıyla da eski ve yeni dünyanın gençlerine meydan okuyacak hizmetlerde bulunacak.

Gençlerimiz tahsil aylarından kurtulup vakans ⌈tatil⌉ günlerinde ilmi, fenni, idmanî dimagîye ile medeni alemde yetişen meslektaş ve yandaşları seviyesine çıkacak.

Ben bu babta gazetelerle ezcümle Tan ile propagandada bulundum. Ciddi bir kafa sporu müsabakası meydana çıktı. Amerika’da tahsil eden bir iki gencimiz, fikirlerini, gördüklerini ve bu dimagî, fenni sporların Amerika’da tarz ve tatbikini yazdılar. Yol aldı yürüdü diye sevindim, lakin havai fikirlere kapılanlar, boşuna hava yutmaktan, kol ve bacak kırmaktan vazgeçmediler, matbuat dahi beyin yerine adaleleri kabartmaktan başka bir şeye yaramayan ve tahsilde bulunan vatan çocuklarını, boş yere yıpratan futbol ve diğer zararlı idmanlardan kurtaramadılar. Yakın bir zamanda bu teşebbüsüm ve bu insani teklifim, kalıbımı değiştirmeden evvel mevkii icraya konacağına, sıhhi ve ilmi her iki idman sayesinde gençlerimizin tekamülüne doğru ilerleyeceklerine eminim.”

Hakkın rahmetine kavuşmuş bir idealistin kitabında yer alan bu son sözlerinin hiçbiri gerçekleşmedi. Dimağ sporları da fenni sporlar da bıraktıkları yerde duruyor. Ama futbol gelişti. Spor olarak değil de seyir ve kumar sektörü olarak. Futbol takımlarımız futbolcu ihtiyacını ithalat ile karşılıyor. On bir yabancı ile sahaya çıkıyor ve 40-50 bin memleket evladı bunda hiçbir beis görmeden kenardan izliyor. Takımları galip gelirse sevinçten uçuyor. Dr Temo’nun umduğu gibi dimağını çalıştırıp durumun saçmalığını sorgulamıyor.

(*) İbrahim Temo, İttihat ve Terakki Anıların, Alfa Yayınları, sayfa 254

Yorumla

Yorum